Rob Halford ve Sertlik!

Çağın takıntılarından biri daha… Sertlik!

Hazırlayan: Gobibearr

Hemen seksüel bir durum gelmesin aklınıza, bir süredir dikkat ettiğim bir şey var. Hayatımızı sert seviyoruz! Kahve sert olsun, içki sert olsun… Örnek bol. Hayata karşı sert durmalı, her konuda sert sözler söyleyerek dikkati üzerimize çekmeli ve yeterince sert, sulu değilse meyveden bile vazgeçmeliyiz. Fakat konu hayatımızda yaşadıklarımıza gelince merhamet, sükunet ve huzur beklentimiz oluyor. Aklımdan geçenleri söylemeye fırsat bulduğum zamanlarda, hayata olan memnuniyetsizliğimizden kurtarıcı çözümlerde buluyorum kendimi. Müzik hayatımızın hemen her yerinde var. Benim ise hayatımın merkezinde bulunuyor. Çikolata almak için markete girdiğimde orda olduğu kadar, yolda yürürken kulağımda kulaklık yokken bile zihnimin içinde bir ses var. Müzik ile ilgili dile dökülecek şeylerin bir sınırı yok aslında. En temelinde, konumuz sertlik olduğu için, müziğin de sert olması gerektiğini düşünenlerin diyarından sesleneceğim daha çok. Tam da o diyarın içindeyim zira.

Temelinin nerede atıldığı ile ilgili türlü yazılar diyaloglar olsa da, temasına baktığınız zaman direniş görürsünüz. Heavy Metal ile ilgili nutuk atacak değilim ancak sert bir müzik olduğu konusunda genel olarak hemfikirdir herkes. Teması itibariyle, doğuşundan bu yana, kitlesel problemleri anlatmak için bir yöntem unsuru olarak karşımıza çıktığını görürüz, tarihine bakacak olursak.

Tepki… Sanıyorum doğru kelime bu. Heavy Metal kitlesel problemlere olan tepkilerin yoğun şekilde tema olarak kullanıldığı, “sert” olarak tabir edilen, bir müzik türüdür. Led Zeppelin ve daha bir çok grubun temelini attığı ve en çok kabul gördüğü üzere Black Sabbath grubunun başlattığı akımla ortaya çıktı. Burada tarihinden ve nedenlerinden çok metal müziğin temasına değinmemiz önemli. Çağın takıntısı sertlik, belki de doğru kelimeyle ifade edilmemesi nedeniyle metal müziğe de bulaşmıştır. “heavy” ve “metal” kelimelerinin yansıttığı bu durum bir tercihten çok doğal bir sonuç olarak karşımıza çıkmıştır. Aslında “sertlik” kavramı doğru bir betimleme değildir. “heavy” kelimesi için doğru çeviri “güçlü” olmalıdır, “ağır” ya da “sert” değil. Çünkü özgürlük ucuz değildir. Özgürlük için güçlü durmalı ve bedel ödemelisiniz. Devrimin melodik yüzünü yıllarca karşımıza taşıyan gruplarla, sözlerin yansıttığı ve düşündürücü temalarla, müziğin “sert” haliyle, heavy metal eşcinsellerin özgürlük direnişini derinden hissettiren adeta bir canlıdır benim için.
Heavy Metal icra eden grupların kitlesel problemleri tema olarak kullandığını izah ederken, bu grupların ürettikleri şarkıların insanları düşünmeye ittiğini de belirtmeyi ihmal etmemeliyiz. Heavy Metal’i övmek yüceltmek değil niyetim. Öte yandan homofobiklerin endişeleneceği türden Heavy Metal’i Gay Metal diye tanıtmak gibi bir amacım da yok. Eşcinsellik direnişi, asırlardır var olan bir gerçeğin, en büyük direnişlerinden sadece biri dünyada ve bunun kitlesel bir problem olduğu gerçeği, bugün halkın temsil edildiği demokrasilerin en iyileri olarak nitelendirilebilenlerinde bile tartışmaya sunulabiliyor.

Eşcinseller vardır gerçeğine bir katkı da bizden olsun ve Heavy Metal camiasındaki kilit bir isimden bahsedelim. Rob Halford. Judas Priest’in vokalisti. Al Atkins gruptan 1973 yılında ayrılır ve Rob yerini alır. Müzikleri ile dünyayı sallamışlardır tabir-i caizse. Rob Halford “Metal’in Tanrısı” olarak adlandırılmıştır. Deri kıyafetleri, feminen tavırları ile bile müziğinin güçlülüğünü, tiz vokallerini ortaya koymuş ve Heavy Metal’i dünya müziği üzerinde çok yukarılara taşımıştır. Reklamsız klipsiz bir diyarın temsilcisi Metal müzik ile ilgili “sertlik” klişeleri bir eşcinsel olan Rob’un da peşini bırakmamıştır. Aramızda homofobik eşcinsellerin olması kadar doğal bir şey var ise o da kitlesel problemleri, ezilenin, hor görülenin, dışlananın, kabul edilmeyenin sıkıntılarını anlatan bir müzik türünün içerisinde, erillikten ve maskülenlikten uzaklaşma korkusunun varlığıdır. Bundan o dönem için bu şekilde bahsetmek mümkün.

İddialar çok çeşitli olmakla birlikte Rob’un eşcinsel kimliği hayatıyla ilgili ciddi kararlar almasına neden olmuştur. “Cesaret doğru yerde gösterildiğinde cesarettir.” dedirtecek hayatında Rob, bir iddiaya göre grubun içerisinde eşcinselliğinden bahsettiği zaman grup üyeleri tarafından tepki alır. Bu tepki sonucunda eşcinselliğini ifşa etmemesi için yazılı bir beyanı imzalar. Aramızdan bir çoğu utanmaması gerektiği cinsel kimliğini hiçe sayarak bunu yapmasını yargılayacaktır. Ancak bir iddia da Rob’un gruptan ayrılması için baskı gördüğüdür. Nitekim eşcinsellik ‘itirafı’ gruptan ayrıldığı ve solo proje olarak kariyerine devam ettiği süreçte olmuştur. Bunun bir itiraf olarak ifade edildiği bir çok yazıda homofobi kokusu alırken, iki iddia içerisindeki en büyük gerçeği görmekten uzaklaşmamak gerektiğini düşünüyorum. Eşcinselliğin kadınlaşmak ile bağdaştırılırken, kadının mı eşcinsellerin mi daha çok aşağılandığı duygusunu yoğun olarak hissettiğiniz tarihi bir döneme gitmelisiniz empati kurarak. Eşcinselliğin doğal olduğunun savunulamadığı, savunmayı bırakın konuşulamadığı bir dönemde Rob, eşcinsel kimliğini ikinci hatta üçüncü plana atmış ve şarkılarında etkileyici sözlerle insanları düşünmeye, sorgulamaya itmiştir. Eşcinselliğini açıklayamadığı bir dünyada daha büyük problemler vardır çünkü. Aslında buradan sonrası da çok iç açıcı olmamıştır. Popart’ın gelmesiyle Metal bir ürün olmaya başlamıştır. Endüstriyel Metal ve daha bir çok tür karşımıza çıkmış ve Ah ah nerede o eski Ramazanlar dedirtecek bir metal kültürü ortaya çıkmıştır. Bu dönemde dahi Rob cesur röportajlarıyla insanları etkilemeye devam etmiştir. Bazı cümleleri Metal camiasında tartışmalara dahi sebep olmuştur. “Keşke eşcinsel olduğunu hiç açıklamasaydı!” gibi diyaloglar konuşulmuş ancak bu Rob’u olduğu kişi olmaya devam etmekten bir adım geriye atmamıştır. Kendi varoluşu ile ilgili kitlesel bir problemi arka plana atarak Metal müziğin doğasıyla çelişmiş gibi gözükse de Rob Halford, kendi derdinin peşine düşmeyip, daha ciddi problemlere değinerek, kendi öz görüntüsünden ve temasından vazgeçmeyerek, sanatını ortaya koymuştur.
Sert bir müzik için ne kadar narin ve yine de güçlü bir karar!

6. SAYI

HOMOJENOku

İndir






Be the first to comment

Leave a Reply

Your email address will not be published.


*